0

Sepetinizde ürün yok

Haydi Hep Beraber Hygge Olalım – IŞIK

  • Yorum yok
  • 450

Hygge neydi? Hygge sevgiydi dersek yanlış bir şey demiş oluyor muyuz?

Hadi gelin hep beraber Hygge olalım 🙂

Hygge eşyalardan ziyade ortam ve deneyimle, sevdiğimiz insanlarla birlikte olmakla ilgilidir. Evde olma hissidir. Güvende, koruma altında olduğumuzu hissetmek ve gardımızın düşmesine izin vermektir. Hayattaki ufak tefek ya da önemli konularla ilgili derin konuşmalar yapabilir ya da birlikte sessizce oturarak huzurlu vakit geçirebilmektir. Veya tek başınıza içtiğiniz bir sıcak çikolatadır.

Avrupa Sosyal Araştırmaları’na göre Danimarkalılar Avrupa’nın en mutlu insanları. Aynı zamanda arkadaşları ve aileleri ile en sık buluşan, en sakin ve huzurlu insanları. İşte bu yüzden hygge’ya olan ilgi haklı olarak artıyor. Nasıl mutlular, ne yapıyorlar da dünyanın en mutlu insanları oluyorlar? Hygge’ye nasıl ulaşır, onu nasıl yaratırız? Bu yazıda mutluluk, refah ve yaşam kalitesi odaklı Mutluluk Araştırmaları Enstitüsü’nde çalışan Meik Wiking’in kaleme aldığı ‘Hygge Danimarkalıların Mutluluk Sırrı’ kitabından alıntılarla bu kavramı anlatmaya çalıştık ve hayatımıza nasıl adapte edebileceğimizle ilgili tüyolar toparladık.

Önce IŞIK!

‘Keyif kaçıran’ ifadesinin Danca karşılığı lyseslukker tam karşılığıyla ‘mumları söndüren’ diye çevrilir ve bu da bir tesadüf değildir. Hygge’yi yaratmak için birkaç mum ya da Danca levende lys denilen canlı ışıkları yakmaktan daha hızlı bir yol yoktur. Avrupa Mum Derneği’ne göre Danimarka, Avrupa’da kişi başına en çok mum yakan ülkedir. Her Danimarkalı her sene yaklaşık altı kilo mum yakar. Karşılaştırma yapacak olursak, her Danimarkalı senede yaklaşık üç kilo domuz pastırması tüketir. Mum tüketimi konusunda ise  bu rakamlar Avrupa rekorudur. Danimarka yılda 3,16 kilo mum tüketimiyle ikinci sırada yer alan Avusturya’dan yaklaşık iki kat daha fazla mum yakar. Bununla birlikte kokulu mumlar fazla rağbet görmez. Danimarka’nın en eski mum üreticisi olan Asp-Holmblad!ın ürün yelpazesinde hiç kokulu mum yok. Kokulu mum yapay kabul edilir, doğal ve Danimarkalılar ise doğal ve organik ürünleri tercih eder. Danimarka’nın önde gelen gazetelerinden birinde yapılan ankete göre halkın yarısından çoğu sonbahar ve kış ayları boyunca neredeyse her gün mum yakıyor ve sadece %4’ü hiç mum yakmadığını söylüyor. Aralık ayı boyunca mum tüketimi üç kat artıyor, ayrıca bu yalnızca Noel’den önceki günler boyunca yakılacak özel bir mum yani Advent mumu olan kalenderlys’i yakma zamanıdır. Bu mum Noel öncesinde, aralık ayında her gün bir tane yakılmak üzere yirmidört çizgiyle işaretlenmiş olup dünyanın en yavaş geri sayım saatine dönüştürülmüştür.

Sadece Mum mu Yakılacak Peki?

Aydınlatma yalnızca mumlardan ibaret değildir. Danimarkalılar genellikle aydınlatma konusunda takıntı derecesinde düşkündür, lambalarını özenle seçerler ve rahatlatıcı bir ışık alanı yaratmak için her birini stratejik olarak yerleştirirler. Bu bir sanat formu, bilim ve endüstridir.Dünyanın en güzel tasarlanmış lambalarının hatırı sayılır bir kısmı Danimarkalı tasarımın altın çağından gelmektedir. Örneğin Poul Henningsen, Arne Jacobsen ve Verner Panton’ın lambaları. Kısıtılı bütçesi olan bir öğrencinin evini ziyaret edin ve otuz iki metrekarelik dairesinin bir köşesinde hala 1000 avroluk Verner Panton lambasına rastlayabilirsiniz.

Basit bir kural vardır; ışığın renk sıcaklığı ne kadar düşükse hygge o kadar fazladır. Bir kamera flaşı 5500 Kelvin, floresan tüpler 5000 K, enkandesan lambalar 3000 K civarındayken gün batımı, odun ve mum ışığı 1800 K civarındadır. Hygge için en etkili nokta budur. Gün ışığıyla kavrulan vampirler gibi, yüksek ışıktan rahatsız olan bu aydınlatma tutkunlarını tespit etmenin en kolay yolu, bir grup Danimarkalıyı hygge yemeğine davet edip 5000 K’lık floresan ışığının altına oturtmaktır. İlk önce gözlerini kısarak, tavanda asılı olan o işkence aletini incelemeye çalışırlar. Yemek başlayınca sandalyelerinde rahatsızca kıpırdanmalarını, bilinçsizce kaşınmalarını ve de gözlerinin seğirdiğini belli etmemeye çalışmalarını gözlemlersiniz.

Peki İS ?

Hygge olsalar da mum tutkunu olmanın ciddi bir dezavantajı vardır o da ‘is’. Araştırmalar gösteriyor ki tek bir mum yakmak, havayı kalabalık bir caddedeki trafikten daha yoğun bir şekilde küçük partiküllerle doldurmaktadır. Ve hatta sigaradan ve yemek pişirmeden daha fazla partikül saçıyor. Danimarka dikkatli vatandaşların yaşadığı bir ülke olmasına rağmen mumların üzerindeki uyarı etiketlerini pek okumuyor. Yine de mum yaktıktan sonra odayı havalandırmanın önemi konusundaki farkındalık artmaktadır. Bu sebeple mumların içeriği biraz önem arz ediyor ve doğal & organik mumlar daha çok tercih ediliyor.

Aydınlatma konusundaki bu sapltantı, doğal dünyada ekim ayından mart ayına kadar ışıkla temas eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Bu süre zarfında Danimarka’nın bolca sahip olduğu tek kaynak karanlıktır. Danimarka’da yazlar güzel geçer. İlk ışık huzmeleri ülkeye ulaştığında herkes kış uykusundan uyanır ve hevesle güneşe çıkar. Kışların karanlık, yazların da kısa olması yeterli değilmiş gibi, yılın ortalama 179 günü boyunca yağmur yağar. Game of Thrones hayranları, Winterfell’i bir düşünürseniz zihninizde bir şeyler canlanabilir.

İşte bu yüzden hygge şu anda olduğu kadar popüler hale gelip Danimarka’nın ulusal kimliğinin ve kültürünün bir parçası kabul edilmiştir. Hygge soğuk bir kış, yağmurlu günler ve karanlığın örtüsüne karşı panzehir olur. Hygge yıl boyu yaşanabiliyorken, kışın ihtiyaç haline gelmenin yanı sıra bir hayatta kalma stratejisine de dönüşür. Bu sebeple Danimarkalılar tutucu hygge’ciler olarak tanınır ve bunun üzerine uzun uzun konuşurlar.

Danimarka’nın İkonu Haline Gelen Üç Lamba ; PH, Le Klint ve Panton VP Globe

Tavanarasında lambalar ve aydınlatma üzerine on yıl boyunca süren deneylerden sonra Henningsen 1925’te ilk PH lambasını sundu. Bu lamba, ışığı yaymakla beraber ampulü saklamak üzere tasarlanmış kat kat abajur kullanılarak daha yumuşak ve dağınık ışık veriyordu. Buna ek olarak, sert beyaz ışığı sprektrumun kırmızı tarafına getirmek için PH abajurun bir elemanının iç tarafını kırmızı yapmıştı. En büyük başarısı, abajurları metal olan ve 1958’de piyasaya sürülen PH5 lambasıydı. Şu ana kadar PH lambası binin üzerinde farklı tasarımla üretildi. Bu tasarımların birçoğu artık piyasada yok ve en nadir olanları açık artırmada 20.000 avrodan daha fazla bir rakamla satılabilir.

1943 senesinde Klint ailesi katlanabilir abajur üretimine başladı ama aslında bunlar kırk sene önce Danimarkalı mimar Peder Vilhelm Jensen-Klint tarafından kendi kullanımı için yapılmıştı. Bir gaz lambası tasarlamıştı ve gölgelendirmeye ihtiyacı vardı. Böylelikle Klint’in oğulları ve kızlarının tasarım, yenilik ve iş alanındaki becerilerini uyguladığı bir aile işletmesi doğmuş oldu.

Panton VP Globe, ampul çerçevesi merkezinden dağınık ve sakinleştirici özellikte ışık yayan bir asma lambadır. Plastik ve çelik gibi modern malzemelerle çalışmayı seven, Danimarka tasarım dünyasının yaramaz çocuğu Verner Panton tarafından 1969’da tasarlanmıştır. Panton günümüzde gün ışığı ile yapay aydınlatmayı inceleyen ışık laboratuvarlarını da bünyesinde bulunduran ve mimarlıkta önde gelen bir kurum olan Danimarka Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi’nin Mimarlık, Tasarım ve Eser Koruma Bölümünde eğitim almıştır.

Hygge kültürünün ‘Işık’ bölümünü okuduk anladık. Şimdi bir durun ve düşünün veya evinizdeyseniz etrafınıza bakın, Danimarkalıların mutluluk formülünü uygulamaya ne kadar yakın veya uzaksınız? Mumlarınıza bir bakın (havalandırmayı unutmayın), tavanda asılı duran aydınlatmanızı bir gözden geçirin, bulunduğunuz odanın farklı farklı köşelerine ışık mağaraları yapmaya hazır mısınız?

Bu yazı Hygge yazı dizisinin ilki, son yazıda bir ‘checklist’ vereceğiz, bakalım ne kadar Hygge’iz ?

Okuyan herkese teşekkürler 🙂

Bunları da beğenebilirsiniz

X